Tüm zamanların en büyük mimarı olarak gösterilen Mimar Sinan’ın hayranlık uyandıran eşsiz eserleri arasında yer alan köprüler, yüzyılların yükünü taşıyor.

Osmanlı Devleti’nin yükseliş döneminin mimarbaşı olan ve Osmanlı klasik mimarisinin şekillenmesine büyük katkı sunan Mimar Sinan’ın mührünü taşıyan yapıtlar, çağlar geçmesine rağmen varlığını koruyor.

Mühendislik zekası ile gıpta edilen ve “Koca Sinan” olarak anılan Mimar Sinan’ın yaptığı köprüler, medeniyetleri buluşturmasının yanında geçmişle geleceği birbirine bağlama görevi de üstleniyor.

Yüzyıllardır çeşitli hadiselere rağmen ayakta duran “Koca Sinan”ın köprüleri, inşaat mühendisliğinin yapı, ulaşım ve geoteknik alanlarının tarihi gelişimine ışık tutuyor.

Bir ömre 400’e yakın eser sığdırdı
Ömrüne cami, medrese, darülkurra, türbe, imaret, darüşşifa, suyolu, kervansaray, saray, mahzen ve hamam gibi yapıtların aralarında bulunduğu 400’e yakın eser sığdıran Mimar Sinan, sivil mimarinin en güzel örneklerinden sayılan 10’un üzerinde köprü inşa etti.

Sinan’ın belgelerde geçmeyen ancak inşa etmiş olabileceği değerlendirilen köprülerle bu sayının 20’yi geçtiği belirtiliyor.

Uzmanlar, kimi Sinan köprülerinin çürümeye yüz tuttuğunu belirtirken, yıkılma riski ile karşı karşıya kalan kültürel miras niteliğindeki değerlerin geleceğe aktarılmasının önemine vurgu yapıyor.

Sinan’ın şaheseri: Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü
Büyükçekmece sınırlarında bulunan Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, Mimar Sinan’ın en önemli eserleri arasında yer alıyor.

Kanuni Sultan Süleyman’ın talimatıyla İstanbul’u Avrupa’ya bağlayan tarihi ticaret yolu üzerinde, Büyükçekmece Gölü’nün Marmara Denizi ile birleştiği noktada temeli atılan köprü, Kanuni’nin vefatı sonucu oğlu 2. Selim zamanında tamamlandı.

Kanuni Sultan Süleyman ile Koca Sinan’ı son kez buluşturan, 636 metre uzunluğunda, 7,17 metre genişliğindeki köprü, 4 ayrı bölümden ve kalınlıkları 58-62 santimetre arasında değişen 28 kemerden oluşuyor. Köprünün yapımı sırasında göl sularının büyük tulumbalarla boşaltıldığı ve inşasında 40 bin metreküp taş kullanıldığı rivayet ediliyor.

“Koca Sinan”ın “Köprü, eserlerimin içinde şaheserimdir.” dediği, ilçenin sembolü haline gelen köprü, 1986-1989 yıllarında restore edilip araç trafiğine kapatıldı.

Odabaşı Köprüsü
Üç gözlü Odabaşı Köprüsü, Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda Osmanlı’nın sefer güzergahında inşa edildi.

Kesme taştan yapılan, 39 metre uzunluğunda, 5 metre 35 santimetre genişliğindeki köprü, elips şeklinde üç yuvarlak kemerden oluşuyor. Diğer iki kemere göre daha büyük olan ortadaki gözün 4 metre 75 santimetre genişliğinde olduğu belirtiliyor.

Şehirleşmeyle birlikte yol seviyesinde atıl durumda kalan köprü, büyük ölçüde işlevini yitirse de yoğun araç trafiği baskısı altında mevcudiyetini koruyor.

Beylikdüzü’nün sembolü: Yakup Ağa Köprüsü
Mimar Sinan tarafından 1560 yılında yapılan Yakup Ağa Köprüsü, varlığını koruyan köprüler arasında yer alıyor.

Köprü, Kanuni Sultan Süleyman döneminin Babüssaade ağalarından Yakup Ağa tarafından yaptırıldı. Haramideresi üzerinde geçişi sağlayan köprüye, hayır sahibi Yakup Ağa’nın adı verildi.

Sonrasında çevresine yaptırdığı cami ve çeşitli eserlerle Yakup Ağa’nın adının bölgeye (Yakuplu Mahallesi) verildiği rivayet edilirken, köprü zamanla halk arasında “Haramidere Köprüsü” olarak anılmaya başlandı. Bir süre sonra da Haramidere Köprüsü adını aldı.

Çeşitli etkenler sebebiyle işlevini yitiren köprü, kentleşmeye rağmen varlığını sürdürüyor.

“Dönemin şehircilik bakanı: Mimar Sinan”
Ömrünün yaklaşık 30 yılını Mimar Sinan’ı tanımaya ve eserlerindeki detayları gün yüzüne çıkarmaya adayan İnşaat Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Vahit Okumuş, Sinan’ın Osmanlı ordusunun seferlere giderken ilerlemesi için sağlam için köprüler başta olmak üzere gerekli yapıtları inşa için Yeniçeri Ocağı’nda yer aldığını dile getirdi.

Sinan’ın orduya dahil olduğunda ilk olarak ahşap köprü ve geçitler yaptığına dikkati çeken Okumuş, Kanuni Sultan Süleyman tarafından bilgi ve yeteneğinin keşfedilmesiyle mimar ağalığına getirildiğini anlattı.

Okumuş, mimar ağalığının günümüzdeki şehircilik bakanlığına denk olduğuna işaret etti.

“Sinan’a mimar demek onu mimarlığa mahkum etmektir”
“Sinan söyledikleri gibi sadece mimar değil, o nedenle ben şunu söylerim. Sinan’a mimar demek onu mimarlığa mahkum etmektir. Çünkü Sinan bir filozoftur, filozofların da unvanı yoktur. Onun için ona Sinan diyeceksin. Mesala Einstein isimli birçok insan vardır ama Einstein denildiğinde biz sadece bilim adamı olan Einstein’ı anlarız.” değerlendirmesini yapan Okumuş, Sinan’a “Mimar Sinan” denilmesini doğru bulmadığını ifade etti.

Sinan’ın eserlerinde birçok mühendislik detayına yer verdiğine değinen Okumuş, “Deprem konusunda tedbir almış, jeoloji, zemin mekaniği konusunda tedbir almış, akustik yapmış, bent yapmış, bunların hesabını yapmış, camilerini toprağın ısısıyla ısıtmış. Hidrolik konusunda olağanüstü bilgisi var, bütünüyle baktığınızda ondan önce bu bilgiler yok. Bu bilgileri kendisi üretmiş. O zaman diyorsunuz ki bu kadar buluşu yapan adam bir mimar olamaz, yani mimarlığa sığmaz. Öyleyse bu bir filozoftur.” diye konuştu.

“Mimar Sinan’ın bilimsel bulguları bugün kimse tarafından bilinmiyor ve de kullanılmıyor.” diyen Okumuş, üniversitelerde Sinan’ın bilgilerinin aktarılacağı “Mimar Sinan Mühendisliği” bölümlerinin açılabileceğini söyledi.

“Ağır yük köprülerini Sinan başlatmıştır”
Okumuş, Sinan’ın oluşturduğu sistemle bilinenden daha fazla köprü inşa ettiğini belirtti. “Sinan’ın ilk zamanlarında ve de Sinan’dan önce köprüler ağır yük taşıyan köprüler değildir. Hayvanlar, insanlar, çok çok at arabasının geçtiği köprülerdir.” ifadelerini kullanan Okumuş, ağır yük köprülerinin Mimar Sinan’la başladığının altını çizdi.

Okumuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sinan ağır yük taşıyan köprüler yapmıştır, aslında yapmaya mecbur olmuştur. Neden? Osmanlı toplar döktürüyor, savaşa giderken bu topları da götürmek istiyor. Orada götürüp dökecek değil, uzun zaman alır. Bunların taşınabilmesi için ağır yük taşıyan köprülerin yapılması lazım. Ağır yük köprülerini Sinan başlatmıştır. Ağır yük taşıyacak köprüyü yapabilmek için bilime ihtiyaç vardır, hesap metoduna ihtiyaç vardır. Kanuni gibi bir adama sen köprü yaparsan, o köprü de ağır yük taşırken yıkılırsa kelleni verirsin. Sinan bilimsel inceleme yaparak, doğru bir bilimle gerçeği bularak ağır yük köprüleri yapıyor.”

Büyükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü’nün Sinan’ın ilk ağır yük taşıyan köprüsü olduğuna inandığını anlatan Okumuş, “Bu köprünün Sinan’ın ağır yük taşıyan köprüleri içinde ilki olduğuna inanıyorum. Bu köprü bugün üzerinden ne geçirirseniz geçirin, çünkü toplar senin tırından falan çok daha ağırdır. Bu köprüler çok büyük yük taşıyan köprülerdir. Sinan’la başlıyor ağır yük köprüsü yapımı.” diye konuştu.

“Bugünkü sistem hesap edemez”
Sinan’ın eserlerindeki her taşı bilimsel hesap yaparak yerine koyduğunu kaydeden Okumuş, “Kemer taşlarının hepsinin bir hesabı vardır, kilit taşının yatay yükünü bugünkü sistem hesap edemez. İddia ediyorum, bugünkü statik sistemle yatay yükü hesap edemezsiniz, tam doğru hesap edemezsiniz ama Sinan bugün tam olarak hesap ediyor.” dedi.

Okumuş, köprü kemerlerinin bir dairenin ortasından belirli bir açıyla kesilerek oluşturulan iki dairenin birleşmesi şeklinde inşa edilmesinin de Sinan’a özgü bir sistem olduğunu sözlerine ekledi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.