En eski mühendislik dallarından biri olan inşaat mühendisliği doğanın olanaklarından yararlanarak insanları doğanın olumsuz etkilerinden koruma ve engellerini ortadan kaldırma san’atıdır.

İnsanoğlu bugüne kadar dünyada hüküm süren “doğa”yı öğrenmeye çabalamış, inşaat mühendisleri de bu “doğa”nın kendilerine sağladığı su, taş, toprak, ahşap, çelik ve diğer olanakları kullanarak insanları kötü iklim koşulları, deprem, sel, toprak kayması gibi doğanın olumsuz etkilerinden korumaya; yollar, köprüler, limanlar, tüneller gibi yapılarla da doğal engelleri ortadan kaldırmaya çalışmışlardır. Şimdi insanlığın önüne yeni “doğa”lar gelmektedir.

Uzay boşluğunda, ayda, Merih’te, bir göktaşında karşılaşılan doğa da, bu yerlerde doğanın sağladığı olanaklar da dünyada alıştıklarımızdan çok farklıdır. İnşaat mühendisleri şimdi, varoluş gerekçelerine uygun olarak, buralardaki olanakları kullanarak insanların bu doğalarda yaşama ve yerleşmelerini sağlayacaklardır. Ne var ki, bu çalışmalar gittikçe daha çokdisiplinli olacak, başka bilim ve mühendislik dallarıyla işbirliği bugünkünden çok daha ileri bir düzeyde olacaktır.

Giriş

Genel kabullere göre, uzay çağı Sputnik-I ile, 1957’de başladı denebilir. Tabii ki uzay araştırmaları çok daha önceleri başlamıştı. Ancak kamuoyu bu ilk uydu ile uzay çalışmaları hakkında bilgi sahibi oluyordu.

Uzay araştırmaları o tarihten sonra büyük bir hızla ilerledi. Pek çok ilkler birbirini kovaladı: İlk canlının uzaya çıkışı, ilk insanın uzaya çıkışı, aya ilk araç, ayda ilk insan, Mars’a ilk araç, v.b. Bu çalışmalarda gözlenen ortak özellik çok disiplinlilik oldu. Uzay araştırmalarının, uzay çalışmalarının çok yönlü olması doğaldır ki beklenen bir durumdur.

Her şeyden önce, pek çok yeni dünya ile ilgilenileceğinden şimdi üzerinde yaşadığımız dünyada olan her türlü disiplinin bu çalışmalarda yeri olacaktır. Ayrıca yepyeni ulaşım, iletişim, uyum sağlama v.b gibi ek sorunlar çalışmaları daha da güçleştirecektir. Bu sorunların aşılmasında dünyada bu güne kadar kazanılmış tüm deneyimlerin kullanılması, birçok yerde de değişik disiplinlerden bilim adamlarının ve mühendislerin bir araya gelmeleri gerekecektir.

İnşaat Mühendisliği ve Dış Dünyalar

Bu disiplinlerden biri de inşaat mühendisliğidir. Bilindiği gibi bu dal, tarif gereği, insanın doğa ile savaşımının en yoğun verildiği daldır. Tariflere göre inşaat mühendisliği, Tredgold’un 1800’lü yıllarda ifade ettiği gibi, doğanın sağladığı olanaklardan yararlanılarak insanı doğanın olumsuz etkilerinden koruma, doğanın koyduğu engelleri aşma san’atıdır [1,2].

Gerçekten de inşaatçılar binlerce yıldır, doğanın kendilerine sağladığı olanakları (taş, toprak, çakıl, kum, su, demir, ahşap, …) kullanarak evler, barajlar, sulama kanalları gibi yapılarla insanları doğanın olumsuz etkilerinden (soğuk, sıcak, sel, fırtına, deprem, yangın, kuraklık …) korumaya çalışmışlar, yollar, köprüler, tüneller, havaalanları, limanlar inşa ederek doğanın insanlara koymuş oldukları engelleri aşmaya çalışmışlardır.

Bu amaçla doğaldır ki önce yerel olanaklar kullanılmış, daha sonra da çevrelerin çeşitli nedenlerle genişlemesiyle daha kapsamlı olanaklardan yararlanılmıştır. Bu çalışmaların tam anlamıyla başarıya ulaştığını söylemek ne yazık ki olası değildir. Buna en çarpıcı örnek olarak depremlerde verilen kayıplar gösterilebilir. Ne var ki dünyamızda hüküm süren doğa koşulları oldukça ileri bir düzeyde öğrenilmiş, ve pek çok konuda büyük aşamalar kaydedilmiştir.

Şimdi önümüzde öğrenilecek yeni dünyalar ve onların yeni doğaları bulunmaktadır. “İnsanoğlu gidebileceği her yere gider” kuralı gereğince önümüzdeki birkaç onyılda dünyanın yörüngesinde ve ayda – uluslararası uzay istasyonu örneği takip edilerek – ilk turistik ve kalıcı yerleşimler gerçekleşecek, Mars’a da ilk keşif seyahatleri yapılmış olacaktır.

Bunları gidilen yerlerin kolonizasyonu ve daha uzaktaki dünyalara seyahatler takip edecektir. İşte bu noktada, yani uzay boşluğunda ve tüm dünya dışı ortamlarda yerleşim başladığında, inşaat mühendisliği de binlerce yıldır üstlendiği görevinin başına geçecektir: yerel doğal olanaklardan yararlanılarak insanlığın olumsuz doğa koşullarından korunması ve doğal engellerin aşılması.

Bu açıklamadaki “yerel” sözcüğü, dünyadan bu yeni ortamlara malzeme ve ekipman taşınmasındaki güçlükler düşünüldüğünde tam ifadesini bulmaktadır. İnşaat mühendisliğinin uzay çağına girişi için çalışmalar çoktan başlamış olup büyük aşamalar kaydedilmiştir.

Dünya İnşaat Mühendisliğinin Uzay Araştırmaları

Uzayda yerleşim çağı yaklaştıkça, inşaat mühendisliğinin yeni görevlerine hazırlanma süreci de hızlanmıştır. Bu amaçla bilimsel dergilerde görülen pek çok tebliğin yanı sıra özel toplantı ve toplu yayınlar da dikkat çekmektedir [3, 4].

Bu çalışmalarda özellikle şu konular dikkat çekmektedir [1, 2, 5]:

1. Yeni ortamların doğal koşullarının incelenmesi
2. Yerel olanaklardan yararlanma
3. Yerel olanaklarının kullanılarak inşaat malzemeleri üretilmesi
4. Olumsuz doğa koşullarından korunma sağlanması
5. Optimum yapı biçim(ler)inin belirlenmesi
6. Yeni ortamlarda toprak işlerinin yürütülmesi
7. Yeni ortamlarda ulaşım
8. Yeni ortamlara yapım yönetimi
9. Yeni ortamlarda çevre sağlığı
10. Yeni dünyalarda yerleşim yeri seçimi

Mevcut duruma göre, mesela ayda bu konuların hepsinde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ay zemini ve sismolojisi ileri derecede incelenmiştir. Yerinde yapılan deneyler ve çeşitli seferlerde getirilen örneklerin incelenmesi sonucunda hem zemin mekaniği açısından, hem de bu topraktan elde edilebilecek elemanlar açısından oldukça geniş bilgi edinilmiştir.

Daha kapsamlı çalışmalar yapılabilmesi için ay toprağının benzerleri dünyada üretilmiş [6], bu çalışmalara ülkemizden de katkılar başlamıştır [7].

Ayrıca ay yüzeyinin topografyası üzerinde yapılan çalışmalarla tüm ayrıntılar belirlenmiştir. Ay yüzeyine yakın lav mağaralarının yerleşim yerleri olarak kullanılması amaçlı araştırmalar devam etmektedir. Ay toprağından ekonomik olarak elde edilebilecek maden ve diğer unsurlar, mesela inşaat malzemeleri, en başta da ay betonu konusunda ileri denilebilecek düzeyde araştırmalar yapılmıştır.

Meteor çarpmalarından ve zararlı ışınlardan korunabilmenin yolları, özellikle yerel malzeme kullanılmasına ağırlık verilerek, araştırılmıştır. Edinilen bulgulara göre, yapıların 2-6 m kalınlıkta ay toprağı ile örtülmeleri yeterli korumayı sağlayacaktır.

İçinde canlıların bulunacağı yapıların bu yükün yanında bir de iç basınç etkisi altında bulunacağı düşüncesiyle çok çeşitli yapı tiplerinin (şişme yapı, tensegrik [çekme-tümleşik] yapı, öndöküm elemanlı yapı, öngerilmeli yapı, artgerilmeli yapı, …) kullanılabileceği, bu yapıların da küre ya da en azından torus (simit) veya silindir biçiminde olmalarının ekonomik olacağı belirlenmiştir [8].

Ayda yapılacak inşaatlarda, bol miktarda ay toprağına gereksinim olacağı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle ay zemininde yürütülecek kazı – dolgu işlemleri için özel tekniklere ihtiyaç duyulması öngörüldüğünden bu konuda özel çalışmalar yürütülmektedir [9, 10].

Daha önce yapılan insanlı ya da insansız seferlerde, ay üzerinde çeşitli arazi araçları başarıyla kullanılmıştır. Uzun süreli yerleşimler için gerekecek karayolu ve demiryolu ya da kablolu ulaşımlar için çalışmalar sürmektedir. Bu yolların aynı zamanda enerji nakli için kullanılması da öngörülmektedir.

Çalışma ortamının riski, bulunmasındaki güçlükler ve iş zorlukları düşünüldüğünde yapım işlerinde robotların kullanılması gereksinimi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Böyle bir ortamda yapım yönetimi tüm inşaat teknolojisi için pek çok yenilikler getirecektir.

Yapım yönetiminde tüm verim ve maliyet veri tabanları değişecek, planlama işlerinde risk yönetimi ve sıfır hata kavramları büyük önem kazanacaktır. Ayrıca, dünyada halen gelişmekte olan 3 boyutlu baskı tekniği ayda ve diğer gök cisimleri üzerinde çok önemli uygulama alanları bulacaktır.

Ayda çevre mühendisliği konuları yadsınamayacak şekilde önem kazanacak, atıkların depolanması, yok edilmesi ya da yeniden kullanılabilmelerine büyük öncelik verilecektir. Bu konudaki bilgi birikimlerinin artırılması da güncel konulardandır. Şu anda dünya etrafında dolaşmakta olan Uluslararası

Uzay İstasyonunda bu konuda çok değerli deneyimler kazanılmaktadır.

Dünyadaki inşaatlarda şantiye yerinin seçimi, planlanması, yerleştirilmesi gibi konular mutlaka ayda da kendilerini göstereceğinden bu hususlarda da çok ileri çalışmalar yapılmaktadır.

Şu andaki görünüşe göre, insanoğlu ayda güney kutbu yakınlarında bir noktaya yerleşecektir. Böylece hem devamlı güneş enerjisinden yararlanabilecek, hem de dünyadan görünmeyen kısma yakın olarak gerektiğinde dünya kaynaklı radyo kirliliğinden kurtulabilecektir. Bu noktalarda su kristallerinin bulunduğunun düşünülmesi de bu seçimde çok önemli bir etken olmuştur.

Bu çalışmalara yürütülmekte olan mikrogravite ortamında akışkanlar mekaniği uygulamaları, uzaktan ölçüm ve aplikasyon işleri, çeşitli uluslararası otelcilik firmalarının yaptırmakta olduğu tasarım faaliyetleri v.b. de eklenirse inşaat mühendisliğinin ay yerleşimleri konusunda nasıl bir coşkun çalışma ortamı içinde olduğu ortaya çıkar.

Bu çalışmalara bir de daha geriden gelmekle beraber Mars, Venüs, başka gezegenler ve ele geçirilerek madenlerinin ya da su içeriklerinin kullanılması düşünülen göktaşları konusundaki çalışmalar da eklendiğinde inşaat mühendisliğinin gerçek çalışma düzeyi görülecektir. Şimdilerde inşaat mühendisliğinin binlerce yıllık bilgi birikimi bu konulara aktarılmaktadır.

Her yeni bilgi aktarılması beraberinde pek çok yeniliği ve gelişmeyi de getirmektedir.

Sonuçta, uzayda yapılacak uygulamalar mevcut bilgi birikiminin çok önemli bir şekilde gelişmesini sağlayarak geri ödemesini yapacaktır.

Sonuçlar

Uzay araştırmaları disiplinlerarası bir konumdadır. Esasında şu zamanlara kadar bir dünyamız var iken ve tüm bilimler ve teknoloji bu dünyaya göre geliştirilmişken, şimdi çok dünyalı bir ortama geçişin ilk işaretleri görülmektedir. Bu geçiş birkaç onyıldan sonra hızlanarak gerçekleşecektir.

Bu geçiş sırasında tüm bilim dallan büyük değişimler ve gelişmeler gösterecektir. Konuların zorluğu ve risklerin büyüklüğü tüm bilim dallarının elele vermelerini, ortak çalışmalarını gerektirecektir.

İnşaat mühendisliği de tüm diğer mühendislikler gibi, büyük gelişmeler göstererek ve tüm diğer mühendislik dallarıyla ortak çalışmalara girerek bu çok dünyalı ortama ayak uyduracaktır. Sonuçta ortaya “uzay inşaat mühendisi”, “uzay inşaat mühendisliği” gibi kavramlar çıkacaktır. Türk mühendislik ortamında bu kavramlar kendilerini gösterme aşamasındadır.

Y. Cengiz Toklu
Okan Üniversitesi,
İnşaat Mühendisliği Bölümü

Kaynaklar
[1] Toklu, Y. C. “Civil Engineering in the Design and Construction of a Lunar Base”, SPACE 2000. 7th ASCE Congress on Engineering, Construction, Operations and Business in Space, Proceedings, 27 March – 2 March 2000, Albuquerque, USA, pp. 822-834

[2] Toklu, Y. C. (2001). Uzay İnşaat Mühendisliği, 1. Ulusal Uçak, Havacılık Ve Uzay Mühendisligi Kurultayı – Bildiriler. 12-13 May 2001, MMO Yayin No: E/2001/265 pp.104-108, Eskişehir

[3] Lunar Concrete. American Concrete Institute Publication No: SP-125, (1991)

[4] 1st, 2nd, 3rd, …, 18th ASCE Congresses on Earth and Space, USA, 1988, 1990, 1992, …, 2018

[5] Toklu, Y. C. “Space Civil Engineering – Application of an Old Art to New Environments”, 4th Intnl. Congress on Advances in Civil Engineering, ACE2000, 1-3 November 2000, Famagusta, Northern Cyprus, Vol.1, s. 217-226

[6] Taylor, L. A., Pieters, C. M., Britt, D. (2016). Evaluations of lunar regolith simulants. Planetary and Space Science 126: 1–7

[7] Toklu, Y. C., Çerçevik, A. E., Yerel Kandemir, S., Yaylı, M. Ö. (2017). Ay Toprağı Benzerinin Ülkemiz Coğrafyasında Üretilmesi. Baskıda

[8] Toklu, Y. C. (2005). Optimum Lunar and Martian Structures and Their Construction. RAST 2005, 2nd Intnl. Conf. on Recent Advances in Space Technologies, Space in the Service of Society, 9-11 June 2005, Istanbul, Turkey

[9] Jablonski, A. M., Ogden, K. A. (2008). Technical Requirements for Lunar Structures. ASCE, J. Aerosp. Eng. 21(2):71-90

[10] Toklu, Y. C., N. Jarvstrat (2003). Design and Construction of a Self Sustainable Lunar Colony with In-Situ Resource Utilisation. Proceedings of the 10th ISPE International Conference On Concurrent Engineering: Research And Applications, Madeira Island, Portugal, 26 – 30 July, 2003. CE: The Vision for Future Generation in Research and Applications, J. Cha et al.(eds), Swets & Zeitlinger, Lisse, ISBN 90 5809 622 X, pp. 623-628

 

Kaynak : Uzayda İnşaat Mühendisliği

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.