İlkokul bilim ögretir, ortaokul bilim öğretir, lise bilim öğretir. İş üniversiteye geldi mi değişir. Üniversite sadece bilim öğreten yer değildir. Bir yere üniversite demeniz için mutlaka BİLİM ÜRETİLMESİ gerekir. Universiteyi diger egitim kurumlarından ayiran en onemli unsurda bu BILGİ ÜRETME işidir. Bilgi uretmeyen /üretemeyen üniversiteler de acınası üniversitelerdir.

Ülkemizdeki üniversitelere bir bakalim. Ne yapıyorlar : Yaptikları iş, birilerinin urettiği bilgileri öğrencilerine sadece vermek. Yani ulkemizdeki üniversiteler aracilık hizmeti yapmakta. Onu da dogru düzgün yapabilirseler tabi.

Düsünün bakalım:

Ulusal basinda, bir üniversitemizle ilgili BILGİ URETİMİNE dair bir habere en son ne zaman rastladıniz? Universitelerle ilgili basinda rastladıgimiz haberler genelde “bilmem ne universitesinin rektörü ogrenci evine misafir oldu, menemen yedi ” tarzinda. Oysa universiteler URETTİGI BILGİ ile basina konu olur/olmali.

Üniversitelerimizin BILGİ URETMESİ/URETEBILMESI icin ilk faktör insan faktorüdür. Akademik kariyer yapmak isteyen kisiler sadece işsiz kalmamak icin universiteye yoneliyorlarsa (ki ulkemizde durum budur), yada profesör’ün cantasinı taşiyan kişiye universitede kalma imkani veriliyorsa, bilgi uretiminden bahsedilemez. Akademik kariyere yonelen kisilerin yegane amaci yeni bir şeyler kesfetmek yada icat etmek, olmalidır. Bunca yillik meslek hayatimda iş garantisi nedeniyle universitede kalma amacı gutmeyen bir kişi ben tanimadim(muhtemelen azda olsa bu tipler vardir, bana rast gelmedi). Amaclari iş guvencesi saglamak olan bu kisiler akademik kariyere yoneldiginde de ortaya ulkemizdeki gibi kötu bir tablo ortaya çikiyor.

Universitelerimizin BILGİ URETEBILMESI icin gerekli ikinci faktor, bilimsel özerkliktir. Bilimsel ozerklige lafta degil reel de sahip olan üniversiteler bilgi üretmeyi basarabilir. Bu durumda ancak dogru duzgun devlet politikasi ile gerceklesebilir. Rektör secimlerinde/atamalarında dahi siyasetin etkili oldugu ulkemizde bilimsel ozerklikten söz edilemez. Aynı sekilde toplumsal bir olayda bilimsel gorüsünü birilerini rahatsiz etmemek gayesi ile gundeme getirmeyen universitelerin bilimsel anlamda ozerk oldugu söylenemez.

Bu iki faktorü hayata gecirebilirsek(ki zor gorunuyor) ileri ulkelerle basa bas konumda olan universiteler ortaya cikarabiliriz. Üniversitelerimizi paraya bogsakta, beş yildizli kampusler yapsakta, iş kaygisi duymayan, aclık korkusu duymayan idealist kisilere akademik kariyer yapma imkani vermezssek ve universitelere bilimsel ozgurluk tanimazssak universitelerimiz acinacak halden kurtulamaz.

Acınacak haldeki universitelerden de acinacak halde universite mezunları ortaya çikar. Acinacak haldeki universite mezunlari da ulkeyi açinacak hale getirir…

Ahmet CELIKKOLLU

Insaat Muhendisi

ESKISEHIR

1 Yorum

  1. Bilimsel çalışma yapmak isteyen siyasi-ideolojik fikir üretmez dediğiniz gibi bilim-bilgi üretir. Bizim en büyük sorunumuz bu kafa. Başörtüsüyle, bay-bayan tuvaletlerinin ayrı olmaması gerektiğiyle uğraşırsak 😀 bilim olmaz tabi. Birde naçizane fikrim şu: Akademik kadrolar sözleşmeli olsun. Belli bir dönem içerisinde (yapılan çalışmaya bağlı olarak) bilimsel araştırma-çalışma yapmayanla, makale yayınlamayan, değer üretmeyen, katkı sağlamayanla SÖZLEŞME FESHEDİLSİN. Katkı sağlayanlara kadro ihdas edilsin o zaman bu iş olur. Korku olacak bizim insanımızda ki onu kaybetmemek için çalışacak.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.