Bir Medeniyeti İnşâ Eden Dâhi: 21 Maddede Mimar “Koca” Sinan

Osmanlı İmparatorluğu’nda Kanunî Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat’ın padişahlık devirlerinde baş mimar olarak görev yapan Mimar Sinan, yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmış; saygı ve hayranlık uyandırmıştır. Kimi mimarlık otoriteleri onun dünya tarihindeki ilk “yıldız” mimar olduğunu belirtmektedir. Biz de kendi medeniyetimizin, kültürümüzün ve mimarlık tarihimizin bu zirve şahsiyetini, yaşamı ve yapıtlarıyla size sunmak istedik. İyi okumalar efendim…

      __________________________________    HAYATI    __________________________________

1. Kayseri’de Dünyaya Gelmiştir

 

Kayseri'de Dünyaya Gelmiştir

Mimar Sinan doğum tarihi tam olarak bilinmemekle beraber, Kayseri’nin Agrianos (bugün Ağırnas) köyünde doğmuştur. Farklı kaynaklarda 1488,1489,1490 tarihlerine rastlanmaktadır. Ancak daha çok 1489 kabul edilmektedir.

2. Gayrimüslim Bir Ailenin Çocuğudur

 

Gayrimüslim Bir Ailenin Çocuğudur

II. Selim’in bir fermanından anlaşıldığı üzere Sinan’ın ailesi ve akrabaları, Osmanlı Devleti’nin egemenliğini kabul etmiş gayrimüslümlerdir. Ermeni veya Rum olduğuna yönelik çeşitli görüşler mevcuttur. Mimar Sinan etnik kimliğini hiçbir zaman ortaya koymamıştır; çünkü bu onun için önemli değildir, kendisini gerçek bir “Osmanlı” olarak görmekte ve tanımlamaktadır.

3. Devşirilme Süreci ve Yeniçeri Ocağı

 

Devşirilme Süreci ve Yeniçeri Ocağı

Yavuz Sultan Selim ile beraber, devşirme usülünün sadece Rumeli ile sınırlı kalmayıp, Anadolu’ya da taşınmasıyla beraber, Sinan için Kayseri’den, İstanbul’a uzanan yol açılmıştır. Sai Mustafa Çelebi’ye kaleme aldırttığı “Tezkiretü’l Bünyan ve Tezkiretü’l Ebniye” isimli biyografik yapıtta bizzat kendi ifâdesiyle yeniçeri ocağına alınma sürecini şöyle anlatmıştır:“Bu değersiz kul, Sultan Selim Han’ın saltanat bahçesinin devşirmesi olup, Kayseri sancağından oğlan devşirilmesine ilk defa o zaman başlanmıştı. Acemi oğlanlar arasından sağlam karakterlilere uygulanan kurallara bağlı olarak kendi isteğimle dülgerliğe seçildim. Ustamın eli altında, tıpkı bir pergel gibi ayağım sabit olarak merkez ve çevreyi gözledim. Sonunda yine tıpkı bir pergel gibi yay çizerek, görgümü artırmak için diyarlar gezmeye istek duydum. Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezip tozdum. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden bir şeyler kaparak bilgi, görgümü artırdım. İstanbula dönerek zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım ve yeniçeri olarak kapıya çıktım. “

4. Yeniçeriliği ve Mimarlığı

 

Yeniçeriliği ve Mimarlığı

Mimar Sinan, 1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi sırasında VanGölü’nde karşı sahile gitmek için  iki haftada üç adet kadırga yapıp donatmasıyla büyük itibar kazanır. Kendisine İran Seferi’nden dönüşte, Yeniçeri Ocağı’ nda itibarı yüksek olan Hasekilik rütbesi verilir. Bu rütbeyle, 1537 Korfu, Pulya ve 1538 Moldavya seferlerine katılır. 1538 yılındaki Karaboğdan Seferinde ordunun Prut Nehri’ni geçmesi için köprü gerekmiş bataklık alanda günlerce uğraşılmasına karşın köprü kurulamamış görev Kanuni’nin veziri Damat Çelebi Lütfi Paşa’nın emriyle Sinan’a verilmiştir.

5. Başmimarlığı: Bir Yıldız Doğuyor

 

Başmimarlığı: Bir Yıldız Doğuyor

1538 yılında başmimar olan Sinan, başmimarlık görevini I. Süleyman,II. Selim ve III. Murat zamanında 49 yıl süre ile yapmıştır. Her ne kadar yeniçerilikten ayrılma düşüncesi zor gelmiş olsa da başmimarlık görevini kabul etmiştir. Ustalığından ve başarısından ötürü kendisine “Koca” sıfatı lâyık görülmüştür. “Yeniçeri ocağındaki yolumdan ayrılacak olma düşüncesi elem verse de sonunda yine mimarlığın camiler inşa edip birçok dünya ve ahret muradına vesile olacağını düşünüp kabul ettim. “    _______________________    ESERLERİ    _____________________

6. Belgrad’dan Mekke’ye 350’den Fazla Eser Bıraktı

 

Belgrad'dan Mekke'ye 350'den Fazla Eser Bıraktı

Eserlerinin toplam sayısı ile ilgili farklı rakamlar mevcuttur. Kimi kaynaklarda kimi kaynaklarda kimilerinde ise belirtilmektedir.Bir kaynağa göre Mimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

7. Çıraklık Eseri: Şehzâdebaşı Câmii

 

Çıraklık Eseri: Şehzâdebaşı Câmii

İstanbul’un Şehzadebaşı semtinde Kanunî Sultan Süleyman tarafından, Saruhan valisi iken 1543′de 22 yaşında ölen oğlu Şehzade Mehmet adına yaptırılmıştır. 18,42 metrelik kubbesi 4 büyük yarım kubbeye yaslanır. Şadırvan avlusu 12 sütunda 16 kubbelidir. İkişer şerefeli çift minaresi vardır. İmaret ve medrese, tabhane, türbeler cami bahçesinde ve arka sokaktadır.

8. Kalfalık Eseri: Süleymaniye Camii (İstanbul)

 

Kalfalık Eseri: Süleymaniye Camii (İstanbul)

Süleymaniye Camii, Kanunî Sultan Süleyman adına 1551-1558 yılları arasında inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın kalfalık devri eseri olarak nitelendirilen Süleymaniye Camii, medrese, kütüphane, hastane, hamam, imaret, hazire ve dükkânlardan oluşan Süleymaniye Külliyesi’nin bir parçası olarak inşâ edilmiştir.

9. Ustalık Eseri: Selimiye Camii

 

Ustalık Eseri: Selimiye Camii

Mimar Sinan’ın 80 yaşında yaptığı ve “ustalık eserim” dediği Selimiye Camii, gerek Mimar Sinan’ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli başyapıtlarından biridir. Caminin kapısındaki kitabeye göre yapımına 1568 yılında başlanmıştır. Caminin 27 Kasım 1574 Cuma günü açılması planlanmışsa da ancak II. Selim’in ölümünün ardından 14 Mart 1575′te ibadete açılmıştır.Bir tepe üzerinde bulunan Selimiye’de daha önceki hiçbir camide, ya da antik çağ mabedinde görülmemiş bir teknik kullanılmıştır. Daha önceki kubbeli yapılarda, asıl kubbe kademeli yarım kubbelerin üzerinde yükselmesine rağmen, Selimiye Camii 43,25 metre yüksekliğinde, 31,25 metre çapında, tek bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe 8 sütuna dayanan bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Kasnak, filayaklarına 6 metre genişliğinde kemerlerle bağlıdır. Sinan, bu şekilde örttüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekânın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlar. Kubbe aynı zamanda camiinin dış görünüşünün ana hatlarını da belirler.

10. Kara Camii (Sofya)

 

Kara Camii (Sofya)

Kara Camii, Sofya’da 1528 yılında Kanunî Sultan Süleyman’ın emri ile Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 1903 yılında Bulgarlar tarafından kiliseye çevrilmiştir. İlk önce Koca Mehmet Paşa Camii, ardından İmaret Camii, sonra olarak ise minaresinin kara taşlarından dolayı Kara Camii olarak anılır.

11. Piyale Paşa Camii (İstanbul)

 

Piyale Paşa Camii (İstanbul)

Sinan, Piyale Paşa Camii’ni ise, Kaptan-ı Derya Piyale Paşa adına yapmıştır. Paşa, Sinan’dan gemiye benzer bir cami yapmasını ister. Camiye belli açılardan bakınca gemi gibi, minaresi de gemi direği gibi görünüyor.İlber Ortaylı göre, Piyale Paşa Camii ilginç bir yapıdır. İlk bakışta bir tersaneyi andıran kayıkhane gözleri üzerinde yükselmektedir. Bu ilginç yapıda imparatorluğun denizaşırı İtalyan komşularından gelen esintiler de göze çarpar. İstanbul’un bu kıyı semtindeki görkemli eser Osmanlı’nın mimarisinin Rönesans dünyasıyla da bütünleştiğini göstermektedir Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya göre…

12. Kılıç Ali Paşa Camii (İstanbul)

 

Kılıç Ali Paşa Camii (İstanbul)

Kaptan-ı Derya Kılıç Ali tarafından Tophane semtinde 1580 yılında yaptırılmıştır. Türbe, medrese ve hamamdan oluşan bir de külliyesi vardır. Kubbenin iki yanındaki yarım kubbeler, diğer iki yanındaki kemerler ve destek duvarlarıyla cami Ayasofya’nın küçük boyutta bir kopyasıdır. Mihrap tarafındaki çiniler İznik’in parlak döneminin ürünüdür. Ayasofya’nın model alınmasının ardındaki sebep bilinmemektedir.

13. Sokullu Mehmed Paşa Camii (İstanbul)

 

Sokullu Mehmed Paşa Camii (İstanbul)

Sokollu Mehmet Paşa Camii İstanbul’da Unkapanı köprüsünün Galata ayağının dibinde, Azapkapı semtinde yer alan camidir. Mimar Sinan tarafından 1578′de Sokollu Mehmet Paşa adına yapılmıştır. Selimiye Camii stilinde yapılmış olan caminin altı mahzendir. Denize yakın camiler içinde sağlam temellidir. Giriş kapısı köprü tarafında olup caddeden gelinen bir patikadan dönülerek girilir.

14. Rüstem Paşa Câmii (İstanbul)

 

Rüstem Paşa Câmii (İstanbul)

Eser, 1561 yılında Kanunî Sultan Süleyman’ın vezirlerinden ve aynı zamanda damadı olan Rüstem Paşa için Mimar Sinan’a yaptırıldı. Caminin yerinde önce Halil Efendi Mescidi vardı. Bu mescidin yeri çukurda kaldığı için Mimar Sinan, mescidin altına dükkânlar yaparak bir subasman meydana getirdi. Rüstem Paşa Camii, mescidin yerinde kuruldu.

15. Mihrimah Sultan Camii (İstanbul)

 

Mihrimah Sultan Camii (İstanbul)

Mihrimah Sultan Camii, İstanbul’un Edirnekapı semtinde surların hemen yanında bulunan cami Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan tarafından 1562-1565 yılları yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı caminin etrafında medrese, mektep, türbe, hamamları vardır. 37 m yükseklikteki kubbe üçer kemere yaslanır, yanlarda ikişer sütun, sağ ve solda 3 kubbe ve mahfelleri bulunur. Mihrap ve minber taş işçiliğiyle yapılmıştır.Mimar Sinan’ın, Mihrimah Sultan Camii için özel olarak çalıştığı bunun da sebebinin ona olan aşkı olduğuna dair birtakım söylentiler vardır. Bu söylentiler biraz da Artur Stratton isimli yazarın 1972 yılında Londra’da yayımladığı Mimar Sinan’ın biyografik romanında ikisi arasında bir aşk olduğuna dair bir kurgu olmasından kaynaklanmaktadır. Prof. Dr. İlber Ortaylı da bu aşkın hiçbir şekilde belgelenemediğini vurgulamaktadır ve bunun hayal ürünü olduğunu belirtmektedir.

16. Haseki Camii (İstanbul)

 

Haseki Camii (İstanbul)

Haseki Camii, İstanbul’un Fatih ilçesinde Haseki ile Cerrahpaşa semtleri arasında Avratpazarı’nda bulunan Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan tarafından Kanuni Süleyman’ın eşi Haseki Sultan için 1538-1551 arasında tamamlanmıştır.

17. Şemsi Ahmet Paşa (Kuşkonmaz) Camii (İstanbul)

 

Şemsi Ahmet Paşa (Kuşkonmaz) Camii (İstanbul)

İstanbul’un Üsküdar ilçesi, Şemsi Paşa Caddesinde yer alan kesme taştan yapılan kare planlı camiinin kubbesi sekiz yüzlü bir kasnağa oturmaktadır. Avlusunun iki kapısı olup, biri deniz tarafına, diğeri ise park yönüne açılmaktadır. Camiinin minaresi esas yapısı üzerine ve köşeye oturtulmuştur.Rivayete göre Şemsi Ahmet Paşa, Mimar Sinan’dan “kuşların pisletmeyeceği” bir cami yapmasını istemiştir. Yapımından önce bir araştırma yapan Mimar Sinan, Üsküdar’da kuzeyden ve güneyden gelen rüzgârların kesiştiği bir nokta bulunca caminin yapılacağı yer de ortaya çıkmış. Kuzey ve güneyden gelen rüzgarların kesiştiği, dalgaların kıyıyı dövdüğü bir noktada çıkan titreşim seslerinden kuşların rahatsız olacağını düşünen Mimar Sinan, sahili kıyısındaki yeri tespit etmiş ve böylelikle caminin yapımına başlamış.

18. Mağlova Kemeri (İstanbul)

 

Mağlova Kemeri (İstanbul)

Mimar Sinan tarafından 1554-1562 yılları arasında İstanbul’da, Alibey Deresi vadisi üzerinde yapılmış olan su kemeri bugün Gaziosmanpaşa ilçesi sınırlarında bulunan Cebeci köyü yakınlarındadır. 1563 yılında selden zarar görmüşse de aynı yıl onarılarak eski haline getirilmiştir. Alibeyköy barajının göl suyu yapıtın dörtte birini kaplamaktadır. Kemer İstanbul’a su taşımaya devam etmektedir. Eser dünya su mimarisinin başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.

19. Büyükçekme Köprüsü

 

Büyükçekme Köprüsü

Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) Zigetvar seferine çıkarken bu köprünün yapımına başlanmış, Sultan II.Selim Zamanında (1566-1574), bir yıl içerisinde de tamamlanmıştır. Uzun yıllar Büyükçekmece- Mimar Sinan Köyü arasındaki bağlantıyı sağlamıştır. Aynı zamanda da bu köprü Büyükçekmece Gölü ile Marmara Denizi arasında bir geçit niteliğindedir.______________ ÖLÜMÜ VE ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN  _____________

20. 1588 Yılında 99 Yaşındayken Vefat Etti

 

1588 Yılında 99 Yaşındayken Vefat Etti

Mimar Sinan uzun ve verimli bir ömür sürdü. 99 yaşında hayata gözlerini yumdu. Kabri Süleymaniye Camii yakınındaki türbesinde bulunmaktadır.

21. Mimar Sinan İmgesinin Popüler Kültüre Yansımaları

 

Mimar Sinan İmgesinin Popüler Kültüre Yansımaları

Mimar Sinan Türk ve Osmanlı tarihinin çok önemli bir sanatçısı ve şahsiyeti olması dolayısıyla ister istemez edebiyat ve popüler kültür üzerinde iz bırakmıştır. 1988 yılında UNESCO tarafından Mimar Sinan Yılı ilan edilmesiyle beraber oyun yazarları Turan Oflazoğlu’nun “Sinan” ve Turgut Özakman’ın da “Ben Mimar Sinan” oyunları yayımlanmıştır. Elif Şafak’ın “Ustam ve Ben”, isimli romanında Mimar Sinan yer almıştır. Ekranlarda fırtınalar estiren Muhteşem Yüzyıl’da ise Mimar Sinan karakterini Gürkan Uygun canlandırmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.